DOLAR 7,4377
EURO 8,9894
ALTIN 410,60
BIST 1.531
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Siirt 14°C
Sağanak Yağışlı
Siirt
14°C
Sağanak Yağışlı
Per 11°C
Cum 15°C
Cts 16°C
Paz 16°C
tempobet

Ahmet Arıtürk Yazdı: DEMOKLESİN KILICI!

27.01.2021
309
A+
A-

15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden neredeyse 5 yıla yakın süre geçti. Ancak, FETÖ tehdidi, milletin başında Demoklesin Kılıcı gibi sallandırılmaya devam ediliyor. İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral AIkşener ile diğer bazı siyaset insanlarını FETÖ Suçlamasında bulunuldu. Muhalif Gazeteciler FETÖCÜ yaftasıyla yaftalanarak (FETÖ’nün mensubu olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek, destek vermek) suçlamasıyla haklarında 10 yıla kadar hapis cezası istenenler bile oldu.

Anlaşılan FETÖ soruşturmalarının sonu gelecek gibi değil! Kim ağzını açsa (FETÖCÜ) damgası yiyecek, DARBECİ muamelesi görecek!
Kamuoyu, asıl FETÖCÜLERİN kimler olduklarını gayet iyi biliyor ama kimse sesini çıkaramıyor. Turgut Özal, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, hatta Bülent Ecevit bile Fethullah Gülen Hocaefendiyi(!) kollayıp gözettiler! Cemaat mensuplarının, kamunun kadrolarında önemli mevkilere yükselmelerinin önünü açtılar.

Abdullah Gül tarafından kurulan 58. Hükümette ise çok sayıda FETÖCÜ Bakanın olduğu bugün için artık biliniyor. FETÖ, her zaman açık bir şekilde dillendirdiği gibi adliyeyi, askeriyeyi ve mülkiyeyi ele geçirmeyi bu hükümetler zamanında başardı.

Sahte deliller üreten emniyet teşkilatı mensupları sayesinde Ergenekon, Balyoz, Odatv, KCK gibi kumpas davaları başlatmış, FETÖCÜ savcılar ve hâkimler sayesinde de Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin haremi ismetine (KOZMİK ODA) bile girilmişti. Sahte deliller üreten, yasa dışı dinleme-gözleme faaliyeti gösteren polislerin cemaat mensubu ya da sempatizanı olduğu bilahare ortaya çıkacaktı ama iş işten geçmiş olacaktı. Kumpas davalar sürecinde görev alan savcı ve hâkimlerin de cemaat üyesi oldukları, ancak darbe sonrası ortaya çıkacaktı.

Geçmiş yılları anımsayalım. Cemaatin uluslararası organizasyonu olan Türkçe Olimpiyatlarına bakanlar düzeyinde katılımlar oluyor, kürsüye çıkan bakanlar Fethullah Gülen’e övgüler yağdırmakta adeta yarışıyorlardı.
Fethullah Hoca’ya (ARTIK HASRET BİTSİN) diye seslenerek Türkiye’ye dönmesini isteyenler, “Hocaefendiye iftira atanlar yarın çiçeklerle karşılayacaklar!” diyenler Hocaefendiyi(!) “BARIŞIN SİMGESİ” olarak takdim edenler, Abant Platformu adı altında düzenlenen etkinliklere katılanlar kimlerdi!

FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) damgası yemek korkusu milletimizin başında adeta (Demokles’in Kılıcı) gibi sallandırılmaya devam ediliyor. İnsanları karalamanın ve rakipleri saf dışı bırakmanın en kolay ve geçerli yolu FETÖCÜLÜKLE itham etmekten geçmekte!

31 Mart yerel seçimlerinin sonuçları bile döndürülüp, dolaştırılıp FETÖ’YE bağlamışlardı ya! Özellikle muhalefet partilerine mensup olup seçimleri kazananların çoğuna FETÖCÜ damgası yapıştırılmadı mı! Sadece onlara mı, il ve ilçe seçim kurullarında görev yapan hâkimler, sandık başkanları, sandık kurulu üyeleri bile istenilen doğrultuda karar vermedikleri takdirde FETÖCÜ damgası yemekten korkar hale düşürülmüşlerdi. FETÖCÜ damgası yiyenlerin başlarına nelerin gelebileceği ise malum! Haksız yere böyle bir duruma düşürülmekten korkmayan yok gibi! Hem, nasıl korkmasınlar ki kendileri için olmasa bile (VİRAN OLASI HANEDE EVLAD-Ü İYAL VAR) deyimini unutmayalım! Haklı olarak çoluk-çocuklarını, ailelerini düşünüyorlar! Maazallah, birinin alnına FETÖCÜ DAMGASI yapıştırsalar ve (FETÖCÜ OLMADIĞINI İSPAT ET!) deseler, nasıl ispat edebilecek!
Maalesef, FETÖCÜ DAMGASI ile damgalanmak korkusu, bu ülkede yaşayanların başlarının ucunda adeta (DEMOKLESİN KILICI) gibi sallandırılıp durmakta! Birisinin kafasını kesmek istedikleri zaman (SENİ FETÖCÜ SENİ!) diyerek hayatını karartırlar. Oysa hayatı boyunca FETÖ ile hiç iltisakı olmamış, kapısından girmemiş, hatta maskenin altındaki çirkin suratını görüp, hep düşmanlık beslemiştir.

Evet, gerçekten de millet FETÖCÜLÜKLE DAMGALANMAK KORKUSUYLA SİNDİRİLMİŞTİR. FETÖ BELASI, MİLLETİMİZİN BAŞININ UCUNDA ADETA DEMOKLESİN KILICINA DÖNÜŞMÜŞTÜR. RABBİM, MASUM KULLARINI KURU İFTİRALARDAN KORUSUN, AMİN!

ANEKDOT

Yeri gelmişken, (DEMOKLESİN KILICI) deyimine açıklık getirelim istedik. İşte (Demokles’in Kılıcı)nın hikâyesi:

Roma’nın ünlü tarihçilerinden Çiçero’nun aktarımıyla meşhur olan bu deyim, M.Ö. 4. Yüzyılda İtalya’nın Sicilya Adası’ndaki bir olay sonrası tarihi sayfalara giriyor. Bu coğrafyada kurulu ve Yunan şehri olan Siraküza, dönemin parlak devletlerinden biri. Hatta Çiçero’ya göre en büyük Yunan şehri ve aynı zamanda “en güzel” şehir.

Şaşaanın hakim olduğu dönem. Anlatılana göre dönemin güçlü krallarından Siraküza’nın lideri Kral Dionysos, görkemli bir hükümranlık içindeydi. Bir eli yağda, bir eli balda misali. Hal böyle olunca dışarıdan bakanlar da bu duruma gıpta ediyor; “ah ulan…” içlenmeleri içinde kıvranıyorlar. Oldukça zengin, güçlü ve korkulan bir kişilik olmasının yanında hiç gülmeyen bu kral, merak uyandıran gizemli bir role bürünüyor.

Dikkatleri üstünde toplaması bir yana, kimse de çıkıp; “kralım, neden gülmüyorsunuz?” sorusunu yöneltemiyor haliyle.

Olayımızın kahramanı Demokles, Kral Dionysos’un yakın arkadaşı ve danışmanı olarak saraya elini kolunu sallayarak giriyor ve iyi bir gözlem yapabiliyor. Kralın bu durumunu fark ediyor ama onun bu tavırlarına anlam veremiyor. Öyle ya, kralsın ve gücünle takdir toplayan bir mevkidesin. Haksız da sayılmaz. Şatafatlı bir saray, onlarca hizmetli, koca bir ordu ve zengin bir ülke… Daha ne olsun?

Demokles de kralın başrolü üstlendiği bu sahnede “onun yerinde ben olsam…” öykünmeleri içinde görevine devam ediyor.
Ama Madalyonun öteki yüzü var, tabii!

Demokles krala sürekli “yerinde olsam var ya…” söylemleriyle gelince bir gün kralın yer değiştirme teklifiyle karşılaşıyor. Teklif açık; Demokles kısa bir süreliğine de olsa kralın yerine geçecek. Tek bir şart var; kral gibi davranacak ve kendini gerçekten kral gibi hissedip buna uygun adım atacak.

Kral tüm hazırlıkların eksiksiz yürütülmesini ve Demokles’in kendi yerine oturan yeni hükümdar olduğunun kabul edilmesini emreder ve sonrasında devir teslimini yapar.
Demokles artık kraldır. İsterse astığı astık, kestiği kestik olur da kimse ona ilişemez bile.

Etrafına gülücükler saçarak dolaşan Demokles sarayın ve malum gücün kontrolünü tatmakla meşgulken kafasını yukarı kaldırdığında tüm keyfi kaçıyor. Zira, başının ucunda at kuyruğundan bir kılla aşağı sarkan bir kılıç bulunmakta. Yukarı baktığında tam kendi tepesinde aşağı bakan bir kılıç fark ediyor. Kılıç at kuyruğundan alınmış bir kıla bağlı. Ha düştü ha düşecek. Keyfi kaçan Demokles renk vermemek için rutine devam etmeye çalışsa da beynini kurcalayan bir kılıç var.

Krala bu kılıcın neden kendi tepesinde böyle durduğunu sorduğunda aldığı cevap da kral Dionysos’un neden gülmediğini açıklığa kavuşturur. O kılıç hata yapan, görevini yerine getiremeyen yöneticilerin cezalandırıcılığını üstlenen bir silahtır. Eğer ki tahtındaki kral görevine layık değilse bu kılıcın kellesini götürmesine razı olmalıdır.
İşte (Demokles’in Kılıcı) anekdotunun özeti bu…

0 0 Oy
Değerlendirme
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Düşüncelerinizi yazmak ister misiniz?x
()
x