DOLAR 5,8915
EURO 6,5530
ALTIN 281,4
BIST 94.427
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Siirt 27°C
Parçalı Bulutlu
kayseri escort ankara escort

Güneşle bağımızı kopardılar!

Güneşle bağımızı kopardılar!
08.10.2019
A+
A-

Şehir merkezinde yükselen binalar her geçen gün artıyor. Peki ya tehlikenin farkında mıyız?

Daha önce çokça dilegetirildi ama gelin bu defa farklı boyutlarıyla ele alalım:

Öncelikle imar, birinci derece deprem bölgesinde olan ilimizde neden bu kadar kata müsaade ediyor?

Tek amacı daha fazla kazanmak olan inşaat sektörü bu binaları ne kadar sağlam yapıyor?

Yüksek katlı ve sık binalar Siirt’in güneşle olan bağını koparıyor. Bazı bölgelerde gün ortasında bile karanlıkta kalıyor.

AYRICA,
Mevcut altyapılar ve yollar bu binalara yetmiyor!
En küçük yağmurda bile yolları su basıyor!
Yeni yollar açılıyor fakat trafik bir türlü rahatlamıyor!

ASIL SORUN:
Olası bir yangında veya depremde bu yüksek katlı binalarda bulunan insanları tahliye etmenin güçlüğü!
Vaziyet böylesine gözler önündeyken;
SORU-1: Siirt itfaiyesinin merdivenleri kaçıncı kata kadar çıkabiliyor?
SORU-2: Yapılan binaların kaçı düzgün denetimden geçiriliyor? Kaçının beton analiz raporlarında şaibe yok?
SORU-3: Olası bir afette bu binalara nasıl müdahale edilecek?

YÜKSEK KATLI ENDİŞELER!

Şehirde kesilmeyen ağaç, yıkılmayan müstakil daire neredeyse kalmadı. Hem doğayı katlettik, hem geleceğimizi! Artık bunun önüne geçilemiyor anlaşıldı. Rant uğruna isteyen istediği yerde binasını dikiyor, insanlar nefes alamaz hale geliyor. Peki ya şehir dışındaki yeni yapılaşmalarda buna neden müsaade ediliyor?
Kutu kadar karanlık dairelerin bile fiyatları almış başını gidiyor ama alınan daire ne kadar sağlam neden kimse sorgulamıyor?

Birinci derece deprem bölgesinde olan ilimizin yarın yerle bir olmayacağını kim garanti edebilir?
Israrla sağlamlık ve denetimin üzerinde durmamın sebebi; artık kimse oturduğu daireye güvenmiyor!
Bunun en çarpıcı örneklerini Marmara depreminde gördük.

Mesela Marmara depremini hatırlayalım:
Taş üstünde taş kalmamıştı.
Apartmanlar,
Okullar,
Hastaneler,
Hepsi çökmüştü…
99 yılında pilot muhabir Murat Öztürk kabusu tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkarmıştı. Yukarıdan çekilen fotoğraflar dehşeti gösterir nitelikteydi.
Orada çok çarpıcı bir detay vardı:
Sadece camiler ayaktaydı!
Elbette uhrevi bir sonuç değildi.
Gayet dünyeviydi.
Kuldan korkmayan Allahtan korkmuştu!
Camii inşaatlarında malzemeden çalmamışlardı.
On binlerce insanımız kuldan, kanundan çekinmeyen, sağlam camii yaparak Allah’ın gözüne girebileceğini düşünen hırsız zihniyetin kurbanı olmuştu!
Keşke her şeye rağmen paradan çok memleketimizi sevebilsek ve hakimiyeti bozmadan bir “ortak akıl” göstermeyi başarabilsek…
*
Örneğin Japonya’da deprem anında toplanma alanı okullar oluyor.
(Bizde ya olmuyor yada fotmaliteden bina altlarına tabela asılıyor o ayrı konu)
Çünkü en sağlam, en güçlü yapılar okullardan oluşuyor. Her okulda jeneratörler, uzun süre yetecek kadar su ve gıda stoğu bulunuyor. Ülkenin geleceği olan çocuklara nasıl özen gösterildiğinin aynı zamanda medeniyetin ölçüsüdür bu. Bizde ise olabildiğince kalitesiz yapılar inşaa ediliyor okullar ne derece sağlam bilen yok!

Gerekirse tarlalara, bahçelere yayılalım ama yükselmeyelim, kat sınırını delmeyelim. Ve dileyelim kimsenin burnunun bile kanamayacağı yapılarımız olsun.
ÖZETLE:
Şehre saygı duyarsan seni koruyor,
Şehre saldırırsan canınla ödüyorsun!

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir