Dolar 9,3165
Euro 10,8623
Altın 533,65
BİST 1.432
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Siirt 23°C
Parçalı Bulutlu
Siirt
23°C
Parçalı Bulutlu
Çar 23°C
Per 24°C
Cum 25°C
Cts 25°C

“NEMİZ VARDIR BİZİM ŞAM-Ü HALEP’TE”

A+
A-
21.09.2021
159

Son günlerde Suriye’den Al Bayrağa sarılmış olarak getirilen Şehit cenazelerinde artış var. Gerçekten yüreklerimiz yanıyor. Bu durum, bana yıllar önce okuduğum ve zihnime kazınmış bir beyiti anımsattı.  Halep, Yavuz Sultan Selim zamanında ta 1516’da Osmanlı topraklarına katılmış, Osmanlıların önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştu. Geçmiş yıllarda bizim Siirtliler kaliteli malı tarif için (MEL HELEP) derlerdi. Halep’in tekstil ürünleri yanında, altın işlemeleri meşhurdu. En meşhur ve kıymetli ürünü ise fıstığıdır. Siirtlilerin, ilk fıstık fidanlarını Halep’ten getirdiktleri rivayet edilir. Yani, bugünkü Siirt Fıstığının anası, Halep fıstığıdır. Yavuz Sultan Selim Mısır’ı Memluklerden aldıktan sonra, dönmek işini uzatınca, İstanbul’u özleyen yeniçeriler hoşnutsuzluklarını belli etmek için türküler yakmağa ve bu yolla, Padişah’a seslerini duyurmağa çalışmışlardı. Yeniçerilerin:

“Nemiz vardır bizim Şam-ü Halep’te

Gel ahi gidelim Rum ellerine”

mısralarını saz eşliğinde söylemeye başladıkları Yavuz’un kulağına gidince, askerlerin isyan etmelerinden çekinen Sultan Selim hemen İstanbul’a dönüş kararı almıştı.

Suriye’nin Başkenti Şam’dır ama, en önemli ticaret Şehri Halep’tir. Şam ile ilgili bir anekdot vardır. Büyük İslam mutasavvıfı, muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin “İZE DEĞELE IS SİN, FİŞ ŞİN INZAHAR SIRRI MUHYİDDİN” sözleri gerçekte, geleceğe yönelik verdiği bir kerametti.

Muhyiddin-i Arabi Hazretleri sözde Müslüman geçinenlerin menfaatlerine aşırı düşkünlüklerini görünce “TAPTIĞINIZ AYAĞIMIN ALTINDA” demiş, verilen mesajı algılamayanlar, bu sözlerinin küfür olduğu bahanesiyle ve sözde din adamı geçinen bazı zevatların fetvalarıyla idamına karar verildi. İdam edildiği zaman aynı sözü tekrar ettikten sonra (SİN, ŞİN’e girince ne sözlerimin sırrı anlaşılacak demişti. Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin sözlerinin anlamı bilahare anlaşılacaktı. İsminin ilk harfi (SİN) olan SELİM, İsminin baş harfi (ŞİN) olan Şam’a girince, gerçekten de Muhyliddin-i Arabi hazretlerin sırrı ortaya çıktı. Yavuz sultan Selim’in emriyle bu sözü söylediği yer kazılınca bir küp altın çıkmıştır. Böylece Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin kendisini idam edenlerin altına taptıklarını beyan etmlek istemiştir.

Maalesef, islam dininin birçok mutasavvıfları, düşünürleri aklı kıt, sözde din adamlarının fetvalarıyla hem de çok acı bir tarzda öldürülmüşlerdir. Nesimi’nin, Hallac-ı Mansur’un din adına diri diri derilerinin yüzülerek öldürüldükleri anlatılır. Mansur’un öldürülmeleri çok hüzünlüdür gerçekten. Bu gerçek mutasavvıflar daha canlı iken derileri  yüzülerek katledilmişlerdir.

Bugün de ABD ve şer ortaklarının kotardıkları Ortadoğu Senaryosu sonucu meydana gelen olaylarda Türkiye’ye çok önemli bir rol verildiği anlaşılıyor! Şu anda Türkiye’de 5 MİLYONA yakın Suriyeli mülteci var. Esed zulmünden kaçarak ülkemize sığındıkları söylenen bu  insanların ülkelerinden göç etmelerinin altında yatan gerçek sebep ABD ve şer ortaklarının Ortadoğu planları çerçevesinde gerçekleşmektedir. Mısır’da, Tunus’ta, Cezayir’de, Libya’da ortaya konan senaryoların benzeri, Suriye’de sahnelenmeye devam ediyor.

Suriye’de mezhepçilik teması üzerinde kurgulanan Ortadoğu Projesinin baş aktörlük görevi Türkiye’ye verilmiştir. Bu oyunun Yönetmeni ise ABD, AB ve İsrail’dir. Onlar yönetiyor, bizler oynuyoruz!

Nitekim Afganistan’da bulunuşumuzun bir sebebi de yine ABD’nin yönettiği bir oyunun parçası durumunda olmamızdan kaynaklanmaktadır. 

ABD ve şer ortaklarının yönettikleri Ortadoğu projesinde ABD’nin direktifleri doğrultusunda Ordumuz Şam’a, Halep’e girecek olursa ve savaşların kaçınılmaz neticesi olarak şehitler verirsek, verilen şehitler ülkeye getirildikleri zaman da vatandaşlar “Ne işimiz var bizim Şam-u Halep’te?” sorusunu gündeme getirmeyecekler mi!

Evet, komşumuzda bir yangın varsa yangının söndürülmesi için çalışalım, elimizden gelen gayreti gösterelim amma üzerine körükle gitmeyelim. Hele, hele evimize sıçramasına asla müsaade etmeyelim! Yangını başkalarıyla değil, ev sahibiyle söndürmeğe gayret gösterelim. Ne de olsa, yanan gerçekte ev sahibinin ciğerleridir.

Kobani’de, Halep’te, Cerablus’ta, Elbab’ta, İdlib’te, Afrin’de, Rasulayn’de gerçekleştirilen harekatlarda bugüne kadar kaç şehit verdiğimizi duğrusu sayamaz olduk. (Bizim Suriye’de ne işimiz var?) diyenler elbet yanılıyorlar! Birileri okyanus ötesinden gelerek fitne kazanını kaynatırken, sınır komşumuz olan ve 900 kilometre sınırımız bulunan Suriye’de olup bitenlere elbette seyirci kalamazdık. Zaten, biz seyirci kalsak bile, bizi rahat bırakmazlardı. BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında Irak ve Suriye’den sonra sıra Türkiye’de olacaktı. Emperyalist güçlerin hedeflerinde, Suriye, Irak ve Türkiye toprakları üzerinde birleştirecekleri bir koridorda Büyük Kürdistan’ı kurmak var. Böylece, Ortadoğu’nun yeraltı zenginliklerini kontrol altına alarak paylaşacaklar. Bu açıdan Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne sahip çıkmak, aslında, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne sahiplenmektir. Biz bunu göremiyorsak, başını kuma dönmüş develere benziyoruz demektir.

İşin başlangıcında büyük yanlışlıklar yaptık. Kendimizi BOP’un eş başkanlarından biri ilân ettik. Kendi kuyumuzu kazmağa başladık. Neyse ki, geç de olsa aklımız başımıza geldi. Türkiye’nin çıkarının Esad’ı devirmek değil, merkezi hükümetin işbaşında kalmasında olduğunu anladık. ABD’yi kızdırmak pahasına Rusya ve İran’la masaya oturduk.

Türkiye’nin; Suriye’de olması ve çeşitli adlar altında çok sayıda harekatlar düzenlemesi sonucu şehitler verdik, vermeğe devam ediyoruz.

Gelen yoğun çatışma haberleri ve son günlerde şehit sayılarının artması, gerçekten de yüreklerimizi dağlamaktadır.

Askeri açıdan DAEŞ’in El Bab’da nasıl bir strateji izleyeceği, siyasi olarak da bölge ülkeleri ile Rusya gibi aktörlerin tavrı El Bab operasyonunun durumunu etkileyecek. Suriye’de Rakka’dan sonra  DAEŞ’in elindeki en büyük yerleşim bölgesi olan El Bab, Türkiye sınırına yaklaşık 30 kilometre mesafede. Kasabanın nüfusunun önemli bir kısmını Sünni Araplar oluşturuyor. El Bab, Kasım 2013’te DAEŞ’in yönetimine geçti. YPG’nin ana gövdesini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), kuzeydoğuda bulunan Menbic’i aldıktan sonra El Bab’a ilerlemeyi planladıklarını açıklamış ancak bu operasyon gerçekleşmemişti. Coğrafi konumu, El Bab’a çok kritik bir kavşak olarak stratejik önem kazandırıyor.

El Bab; Akdeniz kıyısındaki Lazkiye’den başlayarak, İdlib, Halep ve Menbic’ten geçerek Irak’a doğru uzanan M4 otobanının kuzeyden gelen en önemli yollardan biriyle kesişme noktasında yer alıyor. Bu nedenle, Cerablus ile birlikte burası, DAEŞ’in başkent olarak ilan ettiği Rakka ve Deyr ez Zor’a giden ana yolun üzerinde bulunuyor.

Bu hat, DAEŞ’in yaklaşık 2,5 yıl boyunca kuzeyden militan getirdiği ana güzergah oldu. Türkiye, DAEŞ’i sınırından uzaklaştırmanın yanı sıra Kürt grupların bu kritik kavşağı kontrol ederek Afrin ve Kobani kantonlarını birleştirmelerine engel olmak da istiyor.

Dileriz ki Türkiye, İran ve Rusya arasındaki ittifak, Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünün tesisine yardımcı olur, böylece emperyalist güçlerin kurguladıkları BOP akamete uğrar!

TAŞLAMA

NE İŞİMİZ VAR BİZİM

HALE’TE ŞAM’DA

İŞİMİZ NE KABİL’DE,

VE DE AFGANİSTAN’DA

YURTTA SULH, CİHANDA SULH

İLKEMİZ OLSUN BİZİM

SAVAŞLAR İNSANLIĞA

ZARARDIR BİL AZİZİM

KARDEŞ OLSA İNSANLAR

DÜNYA CENNET OLURDU

SAVAŞLAR, GÖÇLER OLMAZ

TEK BİR MİLLET OLURDU

İNSANLIĞIN DÜŞMANI

İNSANDIR YİNE İNSAN

İNSANIN ETTİĞİNİ,

İNSANA, ETMEZ HAYVAN

BU İÇERİĞE TEPKİN NEDİR?
+1
0
+1
0
+1
1
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Düşüncelerinizi yazmak ister misiniz?x
()
x