Dolar 13,5385
Euro 15,2775
Altın 799,98
BİST 1.916,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Siirt 7°C
Çok Bulutlu
Siirt
7°C
Çok Bulutlu
Çar 3°C
Per 3°C
Cum 3°C
Cts 3°C

SİGARAMIN DUMANI, ZAM YAPANIN, YOK İMANI!

A+
A-
11.01.2022
162

Zamlardan sonra 20 TL’nin altında satılan sigara paketi kalmadı. İçki fiyatları ise şişesi 20 TL’den başlayarak, 500 TL’ye kadar olanlar var. Bir paket sigarada 20 adet sigara olduğuna göre, her sigara yakışta, 1 TL yakmış oluyoruz. Bu arada, tütün ekimine de yasak getirildi. Tütün eken çiftçilere sadece para cezası değil, hapis cezası da verilecek. Geçmiş yıllarda yaygın olarak sarma sigara kullanılırdı. Sigara kâğıdı ve tütün alan tiryakiler, sigara tabakasının içine doldurur, içmek istediklerinde tabakalarını ceplerinden çıkarır, sigara kağıdının içine tütünü yerleştirerek güzelce sarar ve içerlerdi. Sigara ikramı da genelde, sigara tabakanın verilerek:

-Bir sigara sarar mısın! şeklinde olurdu. Sigara içicileri, sigara tabakana da önem verir, gümüş sigara tabaka kullananlar bile olurdu. Çok sigara içenler, aldıkları tütünleri ve sigara kâğıtlarını evlerine götürür, sigaralarını hanımlarını sardırırlardı. Bölgemizde özellikle rengi altın sarısı olan Bitlis Tütününe rağbet çoktu. En pahalı tütün de Bitlis’in bir numaralı tütünüydü. Tekel tarafından satılanı dışında tütün kullanmak yasak olmakla birlikte, daha ucuz tedarik edildiği için, tiryakilerin yüzde doksanı kaçak tütün kullanırlardı.

Sigara ve içki gerçekte kötü alışkanlıktır. Ancak,  müptelası olanların, içimini kolay-kolay terk etmelerinin mümkün olmadığı da bir gerçek. Sigaraya, içkiye o derece müptela olanlar var ki, aç oldukları halde, ekmek alacak yerde, sigara alırlar, içki alırlar.

Bizim devlet ricalimiz, her ne akla hizmetse sigaraya ve içkiye sürekli zam yapmak peşindedirler. Bu yüzden, kaçak sigara ve kaçak içki kullanımı da hızla yayılmaktadır. Özellikle kaçak içkiler sebebiyle ölüm olaylarının yaşandığı da bir gerçektir. 

Sigara ve içki fiyatlarına yapılan anormal zamlardan amaç sigarayı ve içkiyi terk ettirmek ise, bunun mümkün olmadığı ve olmayacağı, kaçak olarak kullanımlarının yaygınlaşmasından bellidir. Amaç, devletin gelirlerini arttırmak ise, bu anormal zamların tiryakiler tarafından İNSAFSIZLIK olarak yorumlandığını belirtelim.

Ben kendim ne sigara, ne içki içmedim, içmem, içilmesini de hiçbir şekilde tavsiye etmem. Ancak, bu iki emtiaya da zam yapılırken, insafta ölçünün kaçırılmaması gerektiğine inananlardanım. Bir asgari ücretli düşünün. Günde bir paket sigara içerse, ayda asgari 600 TL sigara parası ödeyecek demektir. Bir şişe bira da 20 TL’nin altında değildir. Yetkililer ve etkililer nazarında hiç kale alınmayan bu harcamalar, tiryakiler açısından zaruri ihtiyaçlar cümlesindendir. Bu yüzden tiryakileri sigara ve içki fiyatlarına yapılan aşırı zamlardan oldukça rahatsızdırlar. Hani, sigarayla ilgili meşhur bir şarkı vardır:

SİGARAMIN DUMANI

YOKTUR YARİN İMANI

ALTINDAN KÖŞK YAPTIRDIM

GÜMÜŞTEN MERDİVANI

Dörtlüğüyle başlar. Tiryakiler bu dörtlüğü değiştirip artık şöyle çığırıyorlar:

SİGARAMIN DUMANI

ZAM YAPANIN YOK İMANI

KAÇAK İÇKİ ALDIRDIM

TAHTAKALE MERDİVANI

KUR’AN-I KERİM’İ ÖLÜLER KİTABI YAPTIK!!!

Müslümanlar olarak çoğu kere “HER ŞEY KUR’AN’DA YAZILI!”dır. Deriz.  Peki, madem her şey Kur’an’da yazılı, biz Müslümanlar neden böyle geri kaldık. Kur’an-ı Kerim’i genelde okuyanlar, hatta hıfzedenler Müslümanlar olduğuna göre, neden buluşların yüzde yüzüne yakınını gâvurlar yapıyorlar! İşin gerçeği şu ki biz Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’i yüzeysel olarak okuruz, ölülerimiz için hatim indiririz. Kur’an-ı Kerim’in verdiği mesajlarla pek ilgili değiliz.

Oysa, Kur’an-ı Kerim’de:

 “Yaş ve kuru her şey Kitab-ı Mübin’de vardır.” 

“Biz Kur’an’ı sana her şeyin apaçık bir beyanı olarak indirdik.” 

Mealinde ayetler bulunmaktadır. “Kur’ân, Allah (cc) tarafından Cebrail vasıtasıyla mahiyeti bilinmeyen bir şekilde son peygamber Hz. Muhammed’e (sav) indirilen, mushaflarda yazılan, tevatürle nakledilen, okunmasıyla ibadet edilen, Fâtiha suresiyle başlayıp Nâs suresiyle biten, benzerini getirmekten insanların ve cinlerin âciz kaldığı Arapça mu‘ciz bir kelâm” olarak tanımlanır.

“Her şey Kur’an’da vardır” ancak, hiçbir şey ayrıntılarıyla yer almaz, almasına imkân yoktur. Nasıl küçük bir çekirdekte, koca bir ağacın plan ve programı yazılıysa, Kainatta ve insanlık aleminde cereyan eden kanunlar da bu çekirdekler mesabesinde Kur’an-ı Kerim’de yer alırlar.

Kur’an ve kainat, Allah’ın iki kitabıdır. Biri kelam sıfatının, diğeri kudret sıfatının tecellisidir. Allah’ın kudret sıfatından gelen kainatta da her şey vardır ama herkes her şeyi göremez. Mesela, Edison elektriği buluncaya kadar, âlemde elektrik vardı. Fakat insanlar farkında değillerdi. Edison, elektriği yoktan var etmedi; var olan bir şeyi buldu. Dolayısı ile, Edison, Newton, Arşimet gibi bilginler, tabiattaki kanunların koyucusu değil, bulucusudurlar. Mucidi değil, keşşafıdırlar.

Aynı durum, Kur’an ayetleri için de geçerlidir. Müfessirler, Kur’an’ın engin manalarına muhatap olmaya çalışır. Her biri, bir takım sırlar görebilir, bulabilir. Zamanın akış seyri de, Kur’an’ın sırlarının ortaya çıkmasına yardımcıdır. Mesela, “Biz insanı parmak uçlarına varıncaya kadar yeniden diriltmeye kadiriz.”  ayetinde geçen “parmak  uçları”ndaki sır, 19. yüzyılda, herkesin parmak izlerinin farklı olduğunun keşfedilmesiyle daha iyi anlaşılmıştır. Bu konuda, fenni gelişmelere işaret eden yüzlerce ayeti örnek olarak vermek mümkündür.

Yine Kur’an-ı Kerim’de geçen peygamberlerin mu’cizeleri de, ileriye yönelik mesajlar taşımaktadır. Hz. Musa (as)’ın asası gibi basit aletlerle, yerden su çıkarmanın; Hz. İsa (as) gibi her türlü hastalıklara şifa bulmanın; Hz. Süleyman (as) gibi kuşlardan bile yararlanmanın; Hz. Davud (as) gibi demiri şekillendirmenin; Hz. İbrahim (as) gibi ateşte yanmamanın; Hz. Nuh (as) gibi büyük gemiler yapmanın; yine Hz. Süleyman (as) gibi, çok uzak mesafeden eşyayı ya suretiyle veya aynıyla getirmenin mümkün olduğuna, ayetler işaret etmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de her çeşit ilim dallarının remizleri yer alır. Bunları bulup geliştirmek, insanların görevleridir. (Gavurlar, buluşlarını Kur’andan almışlar) demek de biz Müslümanların bir mübalağalarıdır. Onlar çalışarak ve alın teri dökerek buluşlarını yapmışlardır. Allah, bilgiyi talep eden, azmeden kullarına verir. Müslümanları geri bırakanlar ise gerçekte TEVEKKÜLCÜ GEÇİNEN TEEKKÜLCÜLERDİR. Bunu bilmekte yarar vardır.

TAŞLAMALAR

“TIKSININCAYA KADAR

İÇKİ İÇSİNLER” DEMİŞ

İÇKİ İÇENLE DEĞİL

SOYGUNCULARLA DİDİŞ

İÇKİ-SİGARA İÇEN

KENDİNE ZARAR VERİR

MİLLETİ SOYANLARSA

HERKESE ZARAR VERİR

SİGARA-İÇKİ İÇMEM

İÇENİ DE HORLAMAM

MİLLETİ SOYANLARLA

OLMADI, OLMAZ ARAM

SİGARASI, İÇKİSİ

BENİ IRGALAMAZ HİÇ

DEVLET MALI “BEYT-ÜL MAL”

ONU ETMESİNLER İÇ

BENZİNE, DOĞALGAZA,

İÇKİYE, SİGARAYA

ZAM YAPILDI BAKALIM

NE KONACAK SIRAYA

YILBAŞINDA ZAM YAĞDI

NOEL BABANIN İŞİ

MEĞER ZAM YAĞDIRMAKMIŞ

SÖNMEZ BU ZAM ATEŞİ

BU İÇERİĞE TEPKİN NEDİR?
+1
0
+1
0
+1
1
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Düşüncelerinizi yazmak ister misiniz?x
()
x